|
DOĞAL AFETLER
VE FELAKETLER
Doğal afetler ve felaketler her an meydana gelebilen,
sebep doğal da olsa, insan kökenli kaza da olsa kazayı geçiren, yakınlarını
veya evlerini kaybeden aile için sonuçlar ağırdır. Sık meydana gelen doğal
afetler arasında; depremler, sel, kasırga, volkanik patlamalar, insan kökenli
felaketler arasında; nükleer kazalar, kimyasal kazalar, trafik kazaları ve
yangınlar sayılabilir.
Doğal Afet ve
Felaketlerde Çalışma Alanı
Kurtarma ekiplerinin çalışma
alanına vardıklarında ne ile karşılaşacaklarını bilmeleri önemlidir. Çalışma
alanı 3 kısma ayrılmıştır;
İç Kısım: Afet
Merkezi
Burası afetin meydana geldiği yerdir. Bu alanda ölü ve yaralılarla
karşılaşabiliriz. Ama burada hayatta kalanları da görebilirsiniz. Hayatta
kalanlar yaşanan afetin ruh haline etkisi ile; tepkisiz, hareketsiz, veya
amaçsız geziyor olabilirler.
Orta Kısım : Yakın
Alan
Buradan gelen insanlar yardım etmek amacıyla etkilenen alana doğru bilinçsizce
koşuşurlar, Bu alana gelen insanlar çok heyecanlıdırlar. Ama fazla bir şey
yapmazlar.
Dış Kısım : Yardım
Ekiplerinin Alanı
Bu dairenin içinde Kurtarma Çabaları planlanır ve organize edilir. Sağlık
ekipleri ile beraber ilkyardım gönüllülerinin toplandığı ve yönlendirildiği
alandır.
Doğal Afetlerde ve Felaketlerde Toplanma ve Ulaşım
Doğal afet ve felaket öncesi planlanan konuma göre yer alınması gerekmektedir.
Örneğin İstanbul Büyükşehir Belediyesi İlkyardım Gönüllüleri doğal afetlerde,
afet kendi bölgelerinde ise hemen göreve başlayabileceği gibi, toplanma ve
ulaşım için Hızır Acil İstasyonlarına, İtfaiye İstasyonlarına, İlçe
Belediyeleri gibi birimlere ulaşarak Belediye Kriz Merkezinin planlarına
öncelik verilebilir.
Doğal Afet ve
Felaketlerde Ayırım
Sağlık personeli ve ilkyardım gönüllüleri, etkilenen bölgeye girer girmez
yaralıların bakımı başlamalıdır. Önce hangi yaralılarla ilgilenmesi
gerektiğinin anlaşılması için ayırma yapılır. Çok sayıda yaralının olduğu
durumlarda ümitsiz derecedeki çok ağır yaralılarla vakit kaybetmeyin.
· Vuku bulan olay ile ilgili olarak, mevcut tehlikeleri bilin, öğrenin :
(Yangın, Trafik İkinci Çökme, vs.)
· Yaralı ile konuşun, bilincinin yerinde olup olmadığını belirleyin.
· Uzmanlaşmış ekiplerin gerekli olup olmadığını belirleyin: Kurtarma veya
trafik ekibi gibi.
· Yaralının hayati fonksiyonlarını kontrol edip belirlemeye çalışın.
· Yaralının solunumunu kontrol edin.
· Yaralının dolaşımını kontrol edin.
· Yaralının Boyun ve Omurgasının durumunu, sakatlıklarını kontrol edin.
· Çevresel etkenleri kontrol edin Hava şartları, Kurtarma imkanları vs.
Doğal Afet ve Felaketlerde Yaralanmaların Oluşması
Kitlesel kazalarda veya Afetlerde oluşan yaralanmalar, Trafik kazalarınınkine
benzemez. İnsan bedeni inanılmaz derecede kendini yenileme ve hayatta tutuma
kabiliyetine sahip bir sistemdir. Bir depremden sonra ciddi yara aldıkları
halde ve bazen günlerce enkaz altında sıkıştıkları halde yaşayan insanlar
olmuştur. Kurtarma sırasında yaralanmanın sebebine ve kazazedenin bulunduğu
yere göre belli yaralanma tarzlarının varolduğu anlaşılacaktır. Yaralanmanın
oluşma şekli genellikle hastanın yaşama şansını etkileyecektir. Çöken bir
binada bir çok tür yaralanmanın oluşması mümkündür.
Doğal Afet ve Felaketlerde İlkyardım
Ekipler olay yerine vardıklarında (veya İlkyardımcı olay yerinde ise) ilk
belirlemeleri yaparak kazazedelere yardıma başlarlar. Bu önce hayati öğelerin
belirlenmesi anlamına gelir.
Solunum yolunu açık tutun. (Başı hafifçe yükseltin, çeneyi kaldırın, ağzı
açın.)
Nefesi kontrol edin yoksa suni solunum yaptırın.
Dolaşım (Nabzı) kontrol edin. (Yoksa Kalp Masajı Yapın)
Başı ve boynu hareket ettirmeye çalışmayın. Bulduğunuz pozisyonda sabitleyin.
Sakatlık ve Komplikasyon olup olmadığına bakın (kendinde, sözle cevap veriyor,
acı halinde tepki veriyor, vermiyor. El ve ayaklarını oynatabiliyor.)
Kazazedeyi çıkarın.
Enkaz altında kalan yaralılarda oluşacak durumları göz önünde bulundurun
Enkaz altından çıkarılan yaralının mutlaka kimliğini belirleyecek kayıtları
tutun
Yaralıyı sakinleştirin
Yaralıyı en yakın hastaneye nakledin.
DEPREMDEN KORUNMA YÖNTEMLERİ
(Bu deprem bölümü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Savunma Sekreterliğinin
yayınıdır.)
DEPREM ÖNCESİNDE YAPMANIZ GEREKENLER
1.Önceden hazırlıklı olmak hayatınızı kurtarabilir. Bunun için olası bir
depremden önce acil durum planınızı yapın. Ve bu planı aile fertlerine ve
yakınlarınıza öğretin. Planınızın tatbikatını ailenizle veya komşularınızla
birlikte yapın. İş bölümü yapın. İhtiyaçlarınızın listesini temin edin.
2.Ağır beyaz eşyayı,
mobilyayı mutfak ve kitap raflarını düşmeyecek şekilde duvara vida yardımı ile
sabitleyin.
3.Olası bir deprem,
çıkabilecek bir yangın için Yangın Söndürme Cihazı bulundurun ve bu cihazın
kullanımını öğrenin ve aile yakınlarınıza öğretin.
4.Herhangi bir yaralanma,
bayılma şok olaylarında neler yapmanız gerektiği konusunda İlkyardım
Bilgilerini öğrenin ve yakınlarınızı bu konularda eğitin. İlkyardım çantası
hazırlayın.
5.Deprem Sigortası konusunda
sigorta şirketleriyle görüşüp ev ve ev eşyalarınızı depreme karşı sigorta
yaptırın. Bu davranış deprem sonrası maddi kaybınızı karşılayacaktır.
6.Deprem olayı bittikten
sonra yanınıza almanız gereken önemli evrak, para veya eşyalarla birlikte
dışarıya çıkmanın planını ve bunun tatbikatını yapın.
7.Değişik mekanlarda depreme
yakalanacağınızı varsayarak o mekana göre deprem anında neler yapılması
gerekiyorsa o bilgileri okuyup öğrenin yakınlarınıza da anlatın.
8.Ailenizle dışarıda bulundukları süre içersinde iletişim kurabilmeyi düzene
koyun. Olası bir depremde aile bireylerinin birbirlerine ulaşamadıkları
durumlar için alternatif buluşma yerleri belirleyin.
9.El altında kurutulmuş,
bozulmayan yiyecek ve su bulundurun.
10.Deprem sonrası radyo el
feneri gibi cihazlara ihtiyacınız olacaktır. Bunların pille çalışır olmasına
dikkat edin ve yetecek miktarda pil alınız. Yanınızda acil telefon kartı veya
jeton bulundurun.
11.Aile üyelerinize; Doğalgaz
su vanasının ve elektrik şartelinin yerleri ve kapanış şekillerini öğretin.
Deprem anında bu cihazları eksiksiz hale getirmeyi öğretin. Tatbikatını aile
bireylerinizle birlikte yapın.
12.Depremde evinizin
çökebileceğini hesaba katarak, evin en güvenilir bölümünü tespit edin. Bunun
için yatağınızın iki yanına tahta sandıklar yaptırmanız ve içlerini kitapla
doldurmanız yararlı olabilir. Kitaplar büyük bir ağırlık altında ezilmeyecek
etrafına saracağınız kalın ip sandığın patlamasına engel olacaktır. Sandık
yoksa yatağın kenarına veya yanına yan yatarak cenin pozisyonu alma
tatbikatını yapın.
13.Kıymetli evraklarınızı
(tapu, pasaport, nüfus cüzdanı) ve faturalarınızın (Elektrik su telefon
doğalgaz) noterden onaylı birer fotokopilerini bir yakınınızda muhafaza
ettiriniz.
DEPREM SIRASINDA YAPMANIZ GEREKENLER
Sakin ve soğukkanlı olmaya çalışın. Panik yapmayın. Panik ile oluşabilecek
izdihamın deprem kadar tehlikeli olabileceğini unutmayınız.
Kesinlikle yüksek katlardan atlamaya çalışmayın. Balkon ve pencerelerden uzak
durun.
1.Her nerede olursanız olun
zeminin şiddetle hareket etmesi olasılığına hazır olun. Kendinizi sağlam bir
nesnenin korumasına alın. Bunu yapamıyorsanız yere çökün başınızı ve yüzünüzü
koruyacak biçimde kapatın. Cenin pozisyonu alın. İlk sarsıntıyı izleyecek
diğer sarsıntılara da hazır olun.
10-15 saniyede kaçabilecekseniz,
2.Eğer bulunduğunuz noktada
kendinizi 10-15 saniyede bina dışına çıkaracak, güvenli bir açık alana
ulaştıracak bir pozisyon varsa bu yolu saptayın. (Bu yöntem sadece giriş altı,
giriş ve birinci katta olanlar için geçerlidir.
3.Bazı durumlarda ani bir
çıkış olanağı yaratabilirsiniz. (Giriş katındaki camlı bir nesneyi kırarak
dışarı çıkmak gibi)
4.Binayı terk ederken mutlaka
başınızı yüksekten veya tavandan düşen nesnelerden korumalısınız. Bir kask ya
da basert bulamazsanız bir sandalye, bir tahta parçası büyük ve kalın bir
kitap işinize yarayabilir.
Eğer binayı terk edemiyorsak.
5.Eğer 10-15 saniyede binayı
terk etme olanağı bulunmuyorsa kesinlikle oradan oraya koşmayın ve ayakta
durmayın.
6.Merdivenlerden, merdiven
boşluklarından uzak durun, asansör kullanmayın.
7.Bir yaşam üçgeni alanı
yaratın. Para kasaları buzdolabı, çamaşır ve bulaşık makinesi gibi neslerin
yanına yatın ve cenin pozisyonu alın. Herhangi bir yıkılma anında bu nesneler
belki ezilecek ama yok olmayacaktır.
8.Mutfaklar ve banyolar en
uygun korunma mekanlarıdır. Çünkü enkaz altında kalındığı takdirde bu bölümde
hem yaşam üçgeni alanı yaratabileceğiniz unsurlar vardır, hem de patlayan
borulardan sızan su içilebilir.
9.Açık alanlara gitmeye
çalışınız. Elektrik, telefon ve yüksek gerilim tel ve direklerden, bacalar,
çatı altı, anıt kule, yüksek bina ve duvarlardan uzak durunuz.
10.Deprem sırasında bir
arabada bulunuyorsanız; geçitlerden, köprülerden uzakta bir yerde arabanızı
durdurunuz ve sarsıntı geçinceye kadar içinden çıkmayınız
11.Deprem sırasında okulda
iseniz sıraların aralarındaki boşluklara girerek Cenin Pozisyonu alın. Eğer
aralarda boşluklar yoksa sıraların önlerine veya yanlarına geçerek Cenin
Pozisyonu alınız.
DEPREM SONRASINDA YAPMANIZ GEREKENLER
1.Yaralanıp yaralanmadığınızı kontrol edin. İlkyardımı yapın.
2.Kalabalık bir yerde
bulunuyorsanız paniği engellemeye çalışın ve düzenli bir şekilde çıkışı
sağlayın. Ailenizi özellikle çocuklarınızla konuşarak sakinleştirin, onlara
moral verin.
3.Güvenlik kontrolü yapın.
Gaz kaçağını kontrol ediniz. Gaz kaçağı olup olmadığından emin olana kadar
kibrit-çakmak ateşlemeyin. Elektriği kullanmayın.
4.Bina içinde karanlıkta
kalsanız bile kibrit, çakmak mum, gaz lambası, piknik tüpü kullanmayınız.
Başlangıç halinde olan küçük yangınları söndürünüz.
5.Arka arkaya gelebilecek
sallantılara karşı hazır olun.
6.Etrafa cam kırığı gibi
kesici ve yaralayıcı maddeler olacağı için kalın elbise ve ayakkabı giyin.
7.Elektrik, doğalgaz ve su
hatlarında arıza meydana gelebilir. Sigortalarınızı gevşetmeden, su ve
doğalgaz vanalarını kapatmadan, ocağınızı ve sobanızı söndürmeden evinizi terk
etmeyin.
8.Şiddetli bir sarsıntı
sonrasında eğer bina zarar görmemişse, binaya girmek için en az bir saat
bekleyiniz.
9.Etrafa saçılmış olan
kimyasal, yanıcı ve parlayıcı maddeleri temizleyin ve kaldırın.
10.İlmi bir dayanağı olmayan
dedikodulara inanmayınız. Bu konuda yetkili makamların açıklamalarına itimat
ediniz.
11.Zarar görmüş binalar
girmek için yetkililerin talimatlarıyla birlikte hareket edin.
12.Binanın kat sayısını, her
katta kaç dairenin bulunduğunu, hanelerdeki vatandaşlarımızın sayılarını,
cinsiyetlerini müm-künse adlarını, misafirleri olup olmadığını bir kağıda
yazınız. Eğer biliyorsanız evin iç planını belirten basit bir krokiyi de
çizdikten sonra kurtarma için gelen profesyonel ekibe teslim ediniz.
13.Bina içindeki parlayıcı,
patlayıcı, kolay yanıcı maddelerin yerlerini biliyorsanız yerlerini
işaretleyin, not alın yada uyarıcı ibareler koyun. Bu bölümlere kesinlikle
ateşle yaklaşmayınız.
14.Enkazdan aldığınız ilk
sese yönelmeniz, yerini işaretledikten sonra binanın bütün bölümlerini
arayarak diğer canlıları da tespit ediniz. Eğer kurtarma eğitimi almış iseniz
mevcut canlıların kurtarmadaki önceliklerini belirleyiniz.
15.Depremden sonra ilk 12
saat cankurtarma faaliyetleri açısından hayati emniyet arz etmektedir. Aşırı
telefon trafiğinin santralleri kilitleyip, telefonları kullanılamaz hale
getirdiğinden, daha önemli haberleşmelerin yapılabilmesi için telefonunuzu
kullanmayın
DEPREM
BÖLGESİNDE YAŞADIĞINIZI
UNUTMAYIN !
ENKAZ ALTINDA KALANLARDA GÖRÜLEN DURUMLAR
1- Sıvı Kaybı
Önemlidir. İnsan vücudu, su olmadan 7 gün kadar idare edebilir. Üçüncü günden
sonra sıvı kaybının organlara kalıcı zararları başlar. Sıvı kaybı özellikle
çocuklara daha fazla zarar verir.
2- Sıkışma
Önce zarar gören doku şişer. Şiş damarları sıkar kan geçemez. Dokular ölmeye
başlar.
3- Ezilme
Genellikle organın sıkışan, kısmına bakarak yaralanmanın ciddiyeti gözden
kaçırılır. Ezilmenin sessiz tarafı ise, kazazedenin vücut ağırlığını taşıyan
kısmıdır.
4- Kan Şekerinin Düşmesi
Uzun süre enkaz altında kalan bir kazazedenin kan şeker seviyeleri normal
ihtiyaçlar yüzünden düşer. Bundan sonra vücut, depolarındaki şekeri kullanır.
Bu rezervler de bitince kan şekeri düşer. Çocuklar bu duruma yetişkinlerden
daha çabuk geçerler.
5- Çevre Şartları
Her zaman durumu kötüleştirir. Üşüme, donma veya sıkışma olabilir. Donma ve
kangren oluşabilir ve organların kaybına hatta ölüme sebep olabilir.
6- Psikolojik Problemler
Enkaz altında kalanlarda korkulu bekleyiş hüküm sürer. Ölüm korkusu,
çaresizlik ve panik tabloya hakimdir.
ENKAZ ALTINDA KALANLARDA YARDIM-BAKIM-TEDAVİ
Enkaz altında kalan kişinin Cenin pozisyonu alması, hayatının kurtulmasında
önemli bir etkendir. İlkyardımcının yapabileceği işler:
Enkazda açılan bir delikle enkaz altındaki yaralıya ulaşılır. Yardım, Bakım ve
Tedaviye enkaz altında başlanmalıdır. Ezilme sendromu geçirebilecek bir
kazazedeye ulaşmada zaman faktörü çok önemlidir.
Hayati fonksiyonları takip etmekle başlar. Solunum, Dolaşım ve Kanama takip
edilmelidir.
Kırıklar hareketsizleştirilip, yaralının doğru taşınması sağlanmalıdır.
Kazazedenin vücut ısısının çok yüksek veya çok düşük ise tedbir alınmalıdır.
Sıvılar ve ilaçlar:
Profesyonel Sağlık Ekiplerince uygulanır.
Toksik iç zehirlenmeye engel olunması
Zehirlenmeye engel olmak için en sık kullanılan metod "turnike"dir. Ancak bu
yöntem hala tartışma halindedir. Bu yöntemde, ölü hücrelerin artmasına engel
olunarak toksinlerin ölü bölgede kalması sağlanır. Böylece sistemi
zehirlemeleri engellenir. Burada unutulmaması gereken şey, uygun turnike
yapılsa bile sisteme sızacak toksinlerden dolayı hastanın kontrol altında
tutulması gerektiğidir. Turnikenin uygulanması hastanın organ kaybedebileceği
anlamına gelir.
Yaralının üstünü battaniye ile örterek ısıtılması sağlanmalıdır.
Psikolojik destek sağlanmalıdır.
Kişi mutlaka baş ve boyun ekseni korunarak çıkarılmalıdır.
Tetanoz aşısı yapılmalıdır.
FELAKETLERİN HALK SAĞLIĞINA ETKİLERİ
Çok fazla can ve mal kaybına neden olan Felaketler, doğal ve insan kaynaklı
olabilirler Doğal kaynaklı olan felaketleri önlemek mümkün değildir, ancak
alınacak tedbirlerle kayıpları halk ve çevre sağlığı sorunlarını azaltmak
mümkün olabilir.
Felaketlerin zararlarını
asgariye indirmek için;
Felaket öncesi
Felaket anında
Felaket sonrası plan, program ve hazırlıklar yapılmalıdır.
Felaketin halk sağlığı üzerine etkilerini şu kriterler olumsuz etkiler;
Felaketin şiddeti,
Etkilenen bölgenin büyüklüğü,
Etkilenen insan nüfusu,
Hazırlık yapılmaması
Felaketlere müdahale etmek için, mevcut kaynaklardan (araç - gereç, eğitilmiş
insan ) daha fazlasına acilen ihtiyaç vardır. Felaketlerin ilk günlerinde bu
kaynakların yetersizliği nedeni ile elde kalan kaynaklar acil sağlık
hizmetlerine yönlendirilmektedir. Bu da halk ve çevre sağlığını olumsuz yönde
etkilemektedir. Böylelikle felaket öncesi, anı ve sonrasında yapılması gereken
hazırlıkların önemi ortaya çıkmaktadır.
Felaketlerde şartları ağırlaştıran nedenler
İçme ve kullanma su kanallarının tahrip olması,
Su borularının ve depoların zarar görmesi,
Atık su kanallarının tahrip olması,
Enerji üretim ve dağıtım şebekelerinin zarar görmesi,
Gıda üretim, depolama ve dağıtım sisteminin zarar görmesi,
Katı atık toplama ve depolama istasyonlarının tahrip olması,
Toplu hayvan telefi ve bitkilerin de zarar görmesi,
Konutların oturulamayacak durumda olması,
İletişim ve ulaşım imkanlarının zarar görmesi,
Sağlık kuruluşlarının zarar görmesi,
Yaşayan insanlara hakim olan korku, panik ve yorgunluk duygusu,
Saydığımız kriterlerin hayatı etkilemesi sonucu, yaşayan insanların yaşam
biçimlerini (toplu yaşam, çadır kent vs.) kişisel hijyen, uygun giyinme,
ısınma, beslenme ve psikolojik sorunlar halk sağlığını ciddi anlamda olumsuz
bir şekilde etkileyecektir.
Felaket bölgesinde halk sağlığının korunması
Felaket sonrası dönemde kurulacak olan toplu yaşam alanlarında Ilıman
iklimlerde 40 kişiye bir duş, sıcak iklimlerde 25 kişiye bir duş düşecek
şekilde planlanmalıdır.
Atıkların, su kaynaklarını kirletmemesine özen gösterilmelidir. Bu nedenle, bu
alanlarda atık toplama çukurları açılmalıdır. Bu çukurların yaşam alanlarından
en az 100m. uzakta olmasına dikkat edilmelidir. Düzenli çöp toplanamıyorsa,
çöp poşetleri kazılan 1-2m. derinlikteki çukurlarda toplanmalı, çöplerin üzeri
en az 50cm. toprakla örtülerek kireçlenmesi sağlanmalıdır.
Çadırlı alanlardaki katı atık toplama konteynırlarının suya, böceklere,
kemiricilere karşı korunaklı olmasına dikkat edilmeli, atıklar bu
konteynırlarda, sızdırmaz poşetlerde toplanıp biriktirilmelidir. Katı atıklar
son olarak yakma veya toprağa gömme şeklinde zararsızlaştırılmalıdır.
Tuvalet ihtiyacı mutlaka bölgede kurulan seyyar tuvaletlerde giderilmeli,
seyyar tuvalet yoksa en az 2m. derinlikte bir çukur kazılarak ve çevresi
çevrilerek helaya dönüştürülmeli, ve bu helaların oturum alanlarından 20 metre
uzaklıkta olmalı ve sık sık kireçlenmesi yapılmalıdır.
Cesetlerin, yetkililer aracılığıyla ceset torbalarına konulması sağlanmalıdır.
Cesetler gömülürken mezar zeminine ve cenazenin üzerine sönmemiş toz kireç
dökülmelidir.
BULAŞICI HASTALIKLAR
Kişiden kişiye değişik yollarla ve mikroplarla bulaşan hastalıklardır. Felaket
bölgelerinde halk sağlığının ciddi bir şekilde etkilenmesi sonucunda bulaşıcı
hastalıklar ortaya çıkabilir. Bulaşıcı hastalıkların görülme sıklığı çevrede
oluşan ekolojik değişimlere bağlıdır.
Alt yapının zarar görmesi, özellikle su ve besin kaynaklı hastalıkların
riskini arttırır. Katı atık depolama sisteminin ve kanalizasyon şebekesinin
göreceği zararlar ile su ve gıda stoklarının kontamine olması, sinek,
sivrisinek ve kemirgen gibi taşıyıcıların çoğalması bulaşıcı hastalık riskini
arttırmaktadır.
Felaket bölgesinde bulaşıcı hastalıklardan korunma
Eller sık sık sabunlu su ile yıkanmalıdır.
Açıkta bulunan sular klorlandıktan sonra banyo ve tuvaletlerde
kullanılmalıdır.
İçmek için; mutlaka kapalı şişe suları kullanılmalıdır.
Enkaz altından çıkan yiyecek ve içecekler asla kullanılmamalıdır. (Enkaz
altındaki kişi için istisna)
Pişmiş yiyecekler mutlaka sıcakken yenmeli, soğumuşsa iyice ısıtılmadan
yenmemelidir.
Çöpler sızdırmaz poşetlerde toplanmalı, ağzı sıkıca kapatılmalıdır.
Enkaz bölgesindeki cesetlere kesinlikle çıplak elle dokunulmamalı,
Ateş, karın ağrısı, ishal gibi şüpheli durumlarda mutlaka bölgedeki sağlık
kuruluşlarına veya ekiplerine başvurulmalı ve uyarılarına özenle uyulmalıdır.
Felaketlerde muhtemelen görülebilen veya salgınlar oluşturabilen bulaşıcı
hastalıklar
Dizanteri : Kişiden kişiye temas veya su ve besinlerle kolaylıkla geçer.
Tifo: Dışkı-kusma ile bulaşmış su ve besinler, kanalizasyonun içme suyu ile
teması temel bulaşma yoludur.
Kolera: Çok hızlı yayılıp birkaç saat içinde çok ağır tablolara neden
olabilir. Dışkı-kusma ile bulaşmış su ve besinler, kanalizasyonun içme suyu
ile teması temel bulaşma yoludur.
Kızamık: Çocuklarda kolay yayılır. Zatürreye sebep olabilir. Tek etkili
korunma yöntemi ise aşılamadır.
Akut alt solunum yolu enfeksiyonları: Kızamık, nezle , grip gibi hastalıkların
sonucunda ortaya çıkabilir.
Sıtma: Daha önce hastalığın görülebildiği yerlerde önemli salgınlara neden
olabilir.
Menenjit: Kalabalık yaşam da ender görülen fakat ağır tablolara yol açan bir
hastalıktır.
Uyuz, Bitlenme: Kalabalık yaşamda kış mevsiminde en sık görülen hastalıktır.
Yetersiz hijyen sonucu oluşur.
Suyun temizliğinin sağlanması ve korunması
Çöktürerek veya kumaş katmanlarından geçirip suyu süzerek suyun bulanıklığının
ve renginin olabildiğince normal düzeye gelmesi sağlanmalıdır.
Önceden dezenfekte edilen su mutlaka temiz, kapalı depolarda
biriktirilmelidir.
Acil koşullar altında küçük miktarlardaki suyun dezenfeksiyonu sırasında
yaygın ve pratik olarak klor tabletleri, sodyum hipoklorit solüsyonu (çamaşır
suyu), iyot tablet ve solüsyonları kullanılabilir.
En çok bilinen adıyla halazon klor tabletleri dezenfeksiyon da bir litre su
için bir tablet biçiminde kullanılabilir.
Evde kullanılan çamaşır suyu, acil hallerde suyun dezenfeksiyonu amacıyla da
kullanılabilir. Dört bardak suya bir bardak çamaşır suyu eklenerek elde
edilebilecek olan Sodyum Hipoklorit solüsyonundan bir litre suya beş damla
olacak şekilde eklenmelidir. Bu solüsyon ışıktan korunarak ağzı kapalı bir
kapta saklanmalıdır.
Hemen her evde ecza dolaplarında bulunabilen iyot eriyikleri de (tentürdiyot)
su dezenfektanı olarak kullanılabilir. 5 damla iyot eriyiği 1 lt. süzülmüş
suyun dezenfeksiyonu için yeterli olacaktır. Su bulanıksa miktar 10 damla
olmalı ve 30 dk. beklenmelidir.
Kişi başına sağlanması gereken su miktarları günlük (soğuk, ılıman iklimlerde)
en az 3 lt. (sıcak iklimlerde) enaz 6 lt.'dir.
FELAKETLERİN ÇEVRE SAĞLIĞINA ETKİLERİ
Yaşadığımız ortamdaki canlı ve cansız varlıkların tamamı çevreyi meydana
getirir. Çevre üç ana etmenden oluşur ki bunlar toprak, hava ve sudur.
Doğal çevre tabiatın oluşturduğu, kendi içinde hayvanların yiyeceklerini
karşıladığı, neslini devam ettirdiği ortamdır.
İnsan için çevre, sanayisini ve endüstrisini kurduğu ve geliştirdiği, ulaşımı
sağladığı toplumsal faaliyet gösterdiği ortamdır.
ÇEVRE KİRLETİCİLERİ
VE ETKİLERİ
Kirliliğin etkilediği ortamlar; hava, toprak ve sudur.
Kirleten kaynaklar ise;
Zehirli maddeler,
Radyoaktif maddeler,
Petrol ve petrol ürünleri,
Evsel ve kentsel atıklar,
Endüstriyel atıklar,
Gürültü şeklinde sıralanabilir.
Kirlenen ortamlar birbirini etkiler.
Kirli hava, yağışlar ile toprak ve suyu etkiler.
Kirli toprak, akarsular ile göl ve denizleri etkiler.
Kirli su, buharlaşma ile hava' yı, tekrar yağışlarla toprak ve suyu etkiler.
Bu döngü içinde, bilinen tüm canlı türleri direkt yada dolaylı olarak
etkilenir.
AFET ÖNCESİ EVLERDE ALINABİLECEK ÖNLEMLER
İnsanların en çok kullandıkları, yaşamlarının büyük bölümünü geçirdikleri
çevre ortamı evleridir. Evlerdeki olası riskler ve alınabilecek önlemler:
Uçucu maddelerden gelebilecek
riskler ve alınabilecek önlemler:
Evlerde en yaygın kullanılan uçucu madde kaynakları LPG tüplerdir. Her evde
yemek pişirmekte, katalitiklerle ısınmak için, şofbenlerde sıcak su temini
için kullanılır. LPG tüpler evlerde genelde iki tipte bulunmakta; 12 kg' lık
büyük tüpler ve 3 kg' lık küçük (piknik) tüpler şeklindedir.
Afet sonrası tüplerde düşme sonucu dedantör başlığının kırılması, borulardan
gaz kaçağının olması, tüp üstüne ağır cisim düşmesi olası risklerdir.
Örneğin; küçük tüplerin mutfak tezgahı veya yüksek masa üstünde kullanımı,
afet etkisiyle yere düşme ve yangın çıkması riskini önemli ölçüde arttıran bir
durumdur.
Alınabilecek önlemler
şöyle sıralanabilir:
Büyük tüplerin düşmesini önlemek için bağlanabilir. Tüpün üstüne ağır eşya
düşmeyecek şekilde düzenleme yapılabilir.
Ambalaj malzemesi olarak kullanılan köpüklerle tüplerin altına destekler
sıkıştırılabilir böylece düşme riski azaltılır.
Katalitik veya gaz sobalarının düşme riskine karşı bir duvara sabitlenmesi
alınabilecek en iyi önlemdir.
Akıcı maddelerden
gelebilecek riskler:
Evlerde kullanılan yaygın temizlik maddeler ki bunlar çamaşır suyu, kezzap,
aseton, ispirto, tuz ruhu, kolonya gibi temizleyiciler, haşere ilaçları ve
boyalar afet esnasında önlem alınmaması durumunda riske neden olabilirler.
Çamaşır suları çamaşırları temizlemek ve beyazlatmak amacıyla kullanılan ve
alkali hipoklorit halinde aktif kloru ve bazen de sodyum perboratı ihtiva eden
solüsyonlardır. Çamaşır suyu gözler ve deri için de tahriş edicidir,
koroziftir ve kezzap, tuz ruhu gibi asitli maddelerle karıştırılması zehirli
gaz çıkışına yol açar. Hidroklorik asit ihtiva etmesi nedeniyle cilt, göz,
solunum yolları üzerinde olumsuz etkiye sahip olması nedeniyle tuz ruhu da çok
tehlikelidir.
Genelde tuvaletlerde üst raflarda bulundurulan temizlik malzemeleri ve haşere
ilaçları,boyalar afet esnasında devrilmesi veya düşmesiyle ciddi yanıklara ve
zehirlenmelere neden olabilirler. Önlem alarak kapakları sıkıca kapatılıp
mümkün olduğunca zemine yakın veya zemine konulması, devrilmesini engellemek
için aralarına köpük konması, önlerine lastikle veya iple bağlanması faydalı
olacaktır.
Katı maddelerden
gelebilecek riskler;
Dikkat edilmesi gereken en önemli risk kış aylarında kullanılan katı yakıt
kullanan sobalardır. Soba veya soba borularının devrilmesi sonucu çıkan
yangınlar,duman zehirlenmesi tehlike arz etmektedir. 12 Kasım'daki Düzce
depreminde yaralanma ve ölümlerin önemli bir kısmını yangın ve duman
zehirlenmelerinden olduğu görülmüştür.
Önlem olarak; geceleri soba yakılmaması, mümkün olduğunca soba borularının
daha sağlama alınması, soba altlarında kullanılan metal veya mermer
tablalarının büyük tutulması ve yıllık baca temizliğinin yapılması gerekir.
AFETLERİN ÇEVREYE
OLAN ZARARLARI
Afetlerin çevreye olan
zararlarını genelde üçe ayırabiliriz:
1-Işıma yapan maddelerden
kaynaklanan zararlar:
Kastedilen radyoaktif maddeler ve tehlikeleridir. Olası bir afet durumunda
nükleer enerji üretimi yapan bir tesisin etkilenmesi ikinci bir afetin
olmasına sebep olabilir. Böylesi bir felaketin nelere mal olacağı Çernobil
Nükleer kazasının neticesine bakmak fikir sahibi olmak için yeterlidir.
Ülkemizde Haziran 1999 da yaşanan ilk nükleer kazayla bu konunun ne kadar
ciddi olduğu görülmüştür. (İkitellideki kaza.)
Nükleer santrallerde meydana gelen en ufak bir kazadan dolayı yayılan
radyoaktivite, olaydan 15-20 yıl sonra kansere yakalananların sayısını kat kat
arttıracaktır.
2-Akıcı maddelerden
kaynaklanan tehlikeler:
Tehlikenin ciddiyetini anlamak için İstanbul civarında 4500-5000 kadar
endüstri kuruluşunun varlığı ve Türkiye Sanayisinin %50'sinin Marmara
Bölgesinde bulunmasını bilmek gerekir. Bu tesislerin içinde boya
fabrikaları,asit fabrikaları,kimyasal gübre fabrikaları,deterjan
fabrikaları,yağ fabrikaları vb. kirlilik kaynağının çeşitliliği ve fazlalığını
göstermekte. Afet etkisiyle bu tesislerin %1 de bile yıkım olması çevre
üzerinde telafisi zor zararlara neden olacaktır.
Örneğin bir deterjan fabrikasından kaynaklanan kirlilikle az tozda deterjan
bile balıkların ölümüne neden olur. Çünkü deterjan balıklar için çok güçlü bir
zehirdir,ayrıca su yüzeyine bir film tabaksı ile kapladığından oksijen
geçişini önler. Balıklarla birlikte zehirli maddeler eko sistem içinde insanı
da etkiler.
Akıcı maddelerden kaynaklanabilir diğer bir tehlike boğaz geçişlerindeki
gemilerdir. İstanbul ve Çanakkale boğazlarından ortalama 50.000 geminin
geçtiği bir su yoludur. Tehlikenin boyutunu anlamak için geçmişteki üç deniz
kazasıyla 60.000 ton ham petrol,2.000 ton sıvılaştırılmış amonyak, 2.000 ton
motorin Marmara sularına karışmıştır.
Deniz trafiği yoğun ve kaza riski yüksek, bir boğaz olan İstanbul Boğazı'nda
meydana gelebilecek bir kaza, 9 milyonluk kentte , çevre ve tarihi değerlerin
de ciddi zararlar görmesine yol açacak büyük bir felakete neden olabilir
Florya açıklarında, 31.12.1999 tarihinde lodos dan batan tankerde bulunan 4
bin 363 ton petrolün; 900 tonu tam bir çevre faciasına yol açtı. Kıyıya vuran
petrol sahili simsiyah bir örtüyle kaplarken, petrol içinde kalan yüzlerce
deniz kuşu can çekişmeye başladı ve petrolün balık ve deniz dibi canlılarını
da etkilediğini hepbirlikte izledik.
3-Uçucu Maddelerden
Kaynaklanan Tehlikeler:
Sanayide kullanılan ve üretilen kimyasal gazların zehirleyici ve patlayıcı
olması nedeniylen özellikle Marmara Bölgesi çok büyük bir risk altın da,bunu
daha iyi anlamak için17 Ağustos depreminin sonucu olan Tüpraş yangının
gösterdiği riskler unutulmamalıdır.
|